Aptal olmanın sırrı nedir bilir misin?
Sırrını da unutturmaktır geçmiştekilerin. Bir kişi hayal et,
hiçbir şey bilmeyen.
Bir kişi daha hayal et, hiçbir şey bilmek istemeyen.
Ben tam o iki kişinin arasında gidip geliyordum. Sanırım
zamanı gelmişti taraf seçmenin.
Tam bir karar vereceğim derken, başka bir kişi daha çıktı
karşıma.
Her şeyi bilip,bilmemiş gibi yapan bir insan…
Bu daha da acıtıyordu. Susmak huzurdan çok acının ağzını
bantlamış gibi bir his. Öl gibi bir şey.
Sanırım kendimden ödün veremiyorum geleceğe. Çok zorlandım
şu an, parmaklarım kalbimden önce basmalı sözcüklere.
Ayaklarım acımdan önce yola çıkmalı. Hiçbir şey
hissedemiyorum. Bir insan arada kalmışlığın çığlığını nasıl olur da duyamaz?
Ben o çığlığı duymak istiyorum.
Ya iyi olmalı insan ya da kötü… Ya aptal olmalı ya da zeki…
Öyleymiş gibi davranmak, YAPAMIYORUZ! Yaptırmayın bize…
İçimizdekileri sermemize izin verin önünüze.
Ben beceremedim, ne bakmayı ne de
bakamamayı.
Bakamamak istediğimde baktım en içten sıcaklığımla, fark
etmeden üşütmüşüm onları.
Belki benim sandığım o sıcaklık kutuplardan gelen bir histi…
Ben yürek bulamadım. Çok soğumuşum, başkalaşmaktan
kendimi unutmuşum.
Başkalarını ısıtayım derken,
boş bir sokakta karanlığı içime çekerken uykularımı öldürmüşüm.
Etrafımda aydınlık yokken, ben bir tek mumla her yere ışık saçmak istedim.
Kimse ışığa bakamadı, zifirilikten gözlerini alıyordu fazlası
bu kadar mı kötüydü?
üstümüze gelen gökyüzü...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder