Ocak 28, 2013

"Sen olmadığında..."

Güçlü olduğumu sen olmadığında fark ettim. Düşüp kalkmayı senin gölgende ağlarken fark ettim. Içimin sızısı sen olmadığında haykırdığını fark ettim. "Bilinmeyenler"... Neden o bilinmeyenin bir bataklık olduğunu söylemedin? Neden o bilinmeyenden kaçıp huzuruma sığınmayı dilemedin? Neden gözlerime bakıp dürüst olmayı denemedin? Seni sevgimle,ruhumla,dualarımla koruyacağım..Baş ucumda duran yalnızlığa,sensizliğin adını koyan mesafelere baş kaldırıp yanında aldım soluğu. Gölgeni göremeyecek kadar çaresiz rüyalarım yalvardı Rabb'ime... Gözyaşlarım henüz yaşken hıçkırdı anılar peşinde. Bir gün geldi. Yine sen ve ben... Olduğumuz yer. Ellerim sıcaklığını aradı "sen ve ben"i yaşattığımız yağmurlu bir günde... Yazdı yüreğim son sözlerini parça parça susarak. Cevabını okudum beklenmedik yağmura yakalanarak. Tebessümle gizlemeye çalıştım yağmurdan gözyaşlarımı. Silmeni bekledim belki de. Gelip gözyaşlarımı tembihlemeni bekledim. "Bir daha sakın yağmuru fırsat bilip,süzülme bu soğuk yanaklardan"... Yapmadın. Çünkü sende çaresizdin. En iğrenç çaresizlik. Ama çaresizliğine çare olacağım,söz veriyorum! Söz veriyorum o günü sana unutturacağım. Beni bile hatırlatmayacağım sana. Sen iyi olacaksın! Kalbin gibi... Ben ise yanında olduğumu hissettirerek senin çareni bulacağım. Sana asıl olan çareyi... Benden daha iyi bir yüreği. Benden daha iyi bir umudu. Benden daha iyi bir mutluluğu. Benden daha iyi bir umudu. Asıl mutlu olabileceğin bir yol çizeceği beraber. Karanlıkta ışığın olup çıkmaz yoldan kurtaracağım seni. Yolumuzun mutlu sonuna seni emanet edip,sana huzurlu bir veda fısıldayacağım. Gülüşlerini görmeden bu hayattan kopmayacağım. Seni seviyorum yalnızlığımın sebebi,ayakta durabileceğim gücüm. Seni seviyorum!

Published with Blogger-droid v2.0.9

Ocak 17, 2013

Ellerim bomboş,yüreğimde İstanbul

Başlangıcımın şehri... Kavuşmamıza sadece saatler dayanmak zorunda şimdi. Fakat bu sefer içim daha hüzünlü,daha ürkek,daha sessiz... Bir an kalbim yerinden çıkarcasına seviniyor. Sonra bir durgunlaşıyor... İstanbul'um,birbirimizi yabancılamayalım ne olur... Ben sana doyasıya bakarken,gözümün önünden bir an bile ayrılma.Kollarına koşarken kollara atma kendini. Bana doğru koş,gücünün yettiği kadar bas beni bağrına. Ama biliyorum,hiç bir zaman sıcaklığında huzura dalamayacağım. Bir daha içinde uyuya kalamayacağım. Bir daha omzunda seninle olan hayallerimizi kuramayacağım. Son bir kez kollarını ödünç versen bana,son bir kez baksam gözlerinin derinliklerindeki çaresizliğe. Çaresizliğine çare olsam... Çok özledim,gerçekten çok özledim. Sen özlemedin mi? Sen içine çekmek istemedin mi huzurumu? Çaresizliğin,peşine mi düştü? Gözlerime bakamayacak kadar yalancı mıydın? Emanet ettiğim sevigiyi kandırdığın için mi bıraktın gözlerimi? Yalnızlığına mı yenildin ben nefesimle seni yaşatmaya çalışırken... Senin için mücadele ederken,beni izlemek mi yordu seni? Yoksa layık olmadığın bir sevgiyi taşıyamayacağını mı düşündün? Hiç biri yüreğimin umurunda değil,inan... Sadece bana sevdirdiğin İstanbul'u seninle yaşamak istiyorum
O sevdirdiğin şehrin kucağında sımsıkı sarılarak uyuya kalalım. Gözlerimizi hiç açmayalım. Gözlerimiz kapalı,o şehri dinleyelim. İSTANBUL'u dinleyelim... Anılarımızı canlandıralım birbirimize sarılırken. Rüzgârı bedenimizde hissedelim. En tepede. Galata Kulesi'nde... Yaşanmışların hatrına,sevgimizden kalan hatıralara söz verelim.Tıpkı yüreğime İstanbul'u fısıldadığın gibi,bu şehri ölümsüzleştirelim...

Published with Blogger-droid v2.0.9

Ocak 11, 2013

Bir soru sıfır cevap

Soruların anlamını sadece cevaplarda aramanın çaresinden başka bir çare bulamadım. Başka bir sorum yoktu çünkü Sen'den başka. Başka bir cevap veremedim. Göz bebeklerim dondu sadece isminin ilk hecesi çıktı ağzımdan. Yavaş yavaş yanaklarımdan akıp gitti bir ayrılık. Bakakaldım geçip giden yalnızlığıma. O da bulamamıştı sende olan cevabı. "Bilinmeyen şeyler var". Tek verdiğin cevap buydu onca sorular dediğin tek bir soruma. Benim sorum ise sadece buydu. Sadece tek bir soruma "Sen" deseydin bile razıydım. "Bilinmeyen şeylerde ben varsam,gidecek misin?" Hâla amansızca aradığım o cevap,seni özledikçe karmaşık hale geliyor. Kalbim hep "Hayır" diye duymaya avutmuş kendini. Halbuki, O çoktan cevabını vermişti. Gitmişfin... Sorulara sessizce cevap verip,gitmiştin. Hatırlar mısın? Sende bana bir soru sormuştun,daha sorular anlam kazanmadan... "Gitmezsin,değil mi?" Benim cevabım sessiz değildi senin ki gibi. Elini alıp kalbime götürmüştüm. "Dinle sevgilim,sadece dinle..."
Gidişimi inkâr et ,gelişimi seyret ve aç yüreğini. Bak gözlerime. Ilk gününüzde bana ilk soruyu sorarkenki bakışın gibi... Yine tutsan elimi. Ne olur. İlkim...

Published with Blogger-droid v2.0.9

Ocak 08, 2013

Bir nokta

Dilimin ucunda anlatılmayan bir çaresizlik gizledim. Şimdilik sessizliğe verdiğim sözü tutmalıyım. Sessizliğin de bana verdiği bir sözü vardı. O olduğunda kalbimin sessizliğini de bozmayacaktı. Duyamayacaktım artık atışlarını,içime işleyen o haykırışları... Soğuğunda üşümesine izin vermek istemedim ama üşümesine göz yummalıydım. Böylece ısınacağı yeri daha kolay bulacaktı belki de... Belki de hep üşümek istedi kalbim. Huzuru çarpıntıları donduran soğukta bulacaktı. Yalnızlıkta anlayacaktı acının olmayan yüzünü. Herkes gibi o da bencil olmak isteyecekti belki de. Fedakârlıktan yoksun olan insanlardan kaçmaya yeltenecekti,kim bilir. Yaralanmayacağı soğuk,yalnız ve sessiz bir yeri bulmaya muhtaç kalacaktı. Şu an olduğu yerden kurtulup,sevdiği bir soğuk ile üşümeye tutsaktı. O soğuk saf,dürüst ve cesur olacaktı. Ona sarılıp titreyecekti. O zaman anlayacaktı. "Üşümek hiç bu kadar sıcak hissettirmemişti. Yalnızlık hiç bu kadar kendini sevdirmemişti. Sevgi,hiç bu kadar tek başına mutlu olmamıştı. Bedenim,hiç bu kadar özleme yenik düşmemişti"... Bir nokta gibi kesindi,kararlıydı kalbim. Üşümek için soğuğa teslim olmayacaktı. Soğuk ona kendini hissettirecekti. Ya orada donup teslim olacaktı ya da sıcaklığıyla karşılık verecekti... Tam ortasında şimdi. Soğuk bir günde ılık bir acı... Acıttı... Soğuğun güneşle imtihan edilmesi gibi...

Published with Blogger-droid v2.0.9

Ocak 05, 2013

Sensizliğin serzenişi

İlk derken yüreğimden bir parça koptu. Gözlerine baktığım o tarifsiz dokunuş geldi aklıma. Doyamamak varmış bıraktığın hüzne. Ne kadar acıtsa da doyamadım işte. Henüz hayalimi bile tamamlayamamıştım. Şu an ismini defalarca yazmak istiyorum. Her defasında öleceğimi bilsem de isminle yeniden ayakta durmaya gücümün yeteceğini sanıyorum. Hani bir şey demiştin ellerindeki sıcaklığı yüzümde hissederken... "Sen bıraksan da ben bırakmayacağım..."
"Seni nasıl olur da bırakırım. Sen benin en büyük fedakârlığımsın.. Sen benim aşkta ilk adımlarımsın. Henüz acemiyiz aşkta. Emekliyoruz... Düşsek de incinse de bedenimiz,beraber düşüp beraber kalkarız yürüdüğümüz yollarda. Yürüdüğüm yolu bana sen öğrettin,adımlarımı seninle yürüdüm ben. Ben seninle aşkta büyüdüm.. Ben seni nasıl bırakabilirim,nasıl? Nasıl yüreğimden düşen yaprağın fırtınaların alıp götürmesine izin verebilirim. Nasıl senin sıcaklığını başka bir sıcaklığa değişebilirim? Nasıl başka bir aşka emin adımlarla yürüyebilirim? Sen yoksan ben düşe kalka yürüdüğüm yolumuzda nasıl tekrar kalkabilirim? Ben seni nasıl bırakabilirim? Ilkim..."
Sadece bu satırlarla gitmeni engelleyebilirdim belki. Üzgünüm ben hâlâ aşkta çok acemiyim. Seninle bütün zorluklara göğüs germeye alışmışım. Üzgünüm hâlã gittiğini kabul edemedim. Ama artık umut yok,acemilik yok. Kısacası sen yoksun. Hoşça kal ilk adımlarım. Hoşça kal...

Published with Blogger-droid v2.0.9

Ocak 03, 2013

Azalan günler artan özlem

Üzerime başka bir şehrin kokusu sinmiş. Kendi şehrimin gökyüzünü unutmaya yüz tuttum... Yabancı bir şehre yabancı adımlar bastı. Adımlarım,zorla ilerlemeye çalıştı yabancı şehrin kollarına doğru. Gözyaşlarımı bile yabancıladı bu şehir. Yağmurda ağlarken inadına çiseliyor gözyaşlarımı saklamamı istemezcesine. Güneş inadına vurmuyor odamın penceresine. Geceler Ay'ı bile saklamış o siyah toz bulutlarıyla. İşte bu yüzden sevemedim seni yabancı şehir. Hiç bir tesellim yok burada durmam için. Adımlarıma "gitme" diye yalvarmamam için hiç bir neden yok. Nedenlerimin aklında bir şehir var. Seninde yarım kalmışlığın var,biliyorum. Sende o şehirde kendini bulmak istiyorsun biliyorum. Belki de kaderimiz bu. Aynı yürek,aynı acı,aynı çaresizlik... Hatta aynı umut. Ama farklı şehirler. Buram buram özlediğin kokuları içine çek. Birgün pişman olmamak üzere... Benim için sadece şehrin gökyüzüsü var. Senin için bir şehir ve orada özlediğin hüznün. Benim için sadece Istanbul var belki. Ama senin için var olan şey anıların izi... Bir iyilik yap yüreğine. Çok fazla acıtmasın,kanamasın. Belki bizimde bir şehrimiz olur birgün. Belki yabancıladığımız gökyüzü artık alışıldık gelir. Belki hep o şehirde kalmak isteriz. O şehre inat... Özlenmişleri sileriz...

Published with Blogger-droid v2.0.9