Ocak 17, 2013

Ellerim bomboş,yüreğimde İstanbul

Başlangıcımın şehri... Kavuşmamıza sadece saatler dayanmak zorunda şimdi. Fakat bu sefer içim daha hüzünlü,daha ürkek,daha sessiz... Bir an kalbim yerinden çıkarcasına seviniyor. Sonra bir durgunlaşıyor... İstanbul'um,birbirimizi yabancılamayalım ne olur... Ben sana doyasıya bakarken,gözümün önünden bir an bile ayrılma.Kollarına koşarken kollara atma kendini. Bana doğru koş,gücünün yettiği kadar bas beni bağrına. Ama biliyorum,hiç bir zaman sıcaklığında huzura dalamayacağım. Bir daha içinde uyuya kalamayacağım. Bir daha omzunda seninle olan hayallerimizi kuramayacağım. Son bir kez kollarını ödünç versen bana,son bir kez baksam gözlerinin derinliklerindeki çaresizliğe. Çaresizliğine çare olsam... Çok özledim,gerçekten çok özledim. Sen özlemedin mi? Sen içine çekmek istemedin mi huzurumu? Çaresizliğin,peşine mi düştü? Gözlerime bakamayacak kadar yalancı mıydın? Emanet ettiğim sevigiyi kandırdığın için mi bıraktın gözlerimi? Yalnızlığına mı yenildin ben nefesimle seni yaşatmaya çalışırken... Senin için mücadele ederken,beni izlemek mi yordu seni? Yoksa layık olmadığın bir sevgiyi taşıyamayacağını mı düşündün? Hiç biri yüreğimin umurunda değil,inan... Sadece bana sevdirdiğin İstanbul'u seninle yaşamak istiyorum
O sevdirdiğin şehrin kucağında sımsıkı sarılarak uyuya kalalım. Gözlerimizi hiç açmayalım. Gözlerimiz kapalı,o şehri dinleyelim. İSTANBUL'u dinleyelim... Anılarımızı canlandıralım birbirimize sarılırken. Rüzgârı bedenimizde hissedelim. En tepede. Galata Kulesi'nde... Yaşanmışların hatrına,sevgimizden kalan hatıralara söz verelim.Tıpkı yüreğime İstanbul'u fısıldadığın gibi,bu şehri ölümsüzleştirelim...

Published with Blogger-droid v2.0.9

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder