Bazen diyorum ki,
Görülmemek görülmekten daha mı iyi?
Evimi özledim. Bilmiyorum. Neden böyle bir his uyandığını da, neden gözlerimin dolu dolu olduğunu da.. bilmiyorum..
Belki de uzun zaman oldu ve şimdi özlediğimi anladım. Kendimi bulabildiğim yerleri arıyorum. Keşfe çıkıyorum. Zamanda kaybolmak istiyorum. Her telefonun ekranın baktığımda bugün de bitti diyerek başımı yastığa koymak yerine, bugün ne öğrendim diye kendime sorup şükretmeyi seçiyorum.
Bir de şu içimdeki garip heyecanı bastırmak istiyorum. Beni boğan ve kastıran o duyguları bastırmak yerine bir şekilde içimdekileri boşaltmak istiyorum. Belki ağlamalıyım bilmiyorum. Her neyse. 26 yaşındayım yazım. Zaman beni buralara da getirdi demekten başka bir söz gelmiyor aklıma. Güzel şeyler bekliyorum. Beklemek için doğru bir zaman mı? Hep zamana bırakmalı diyorsunuz ya? Kalbimden geçen sözleri sadece yazabiliyorum ben. Kimseye anlatamadığım şeyler de oluyor. Ama birilerinin varlığı bile beni mutlu etmeye yetiyor. Aslında en güzel şey ne biliyor musun? Kendi rızanla yaşamak. Başkalarının rızasıyla değil de kendi kendini bulabilmek. Geçici hatırlanabilecek şeyleri hatırlayabiliyorum mesela. Beynim unutmak istediği şeyleri unutuyor. Bina ve yolları anımsıyorum sadece. Bu da farklı bir yetenek sanırım. Umduğumdan da daha güzel şeyler olabileceğinin inancındayım. Önceden sadece bir şeyleri olumsuz yönde arayıp bakardım. Şimdi nefes almak bile beni rahatlatıyor. Ama en çok da yazmak sanırım. Şu an bir köşeye çekilip ağlamak istiyorum nedense. Neden bu his geliyor bilmiyorum. Sebebini bilmemek de güzel bazen, öyle değil mi? Uçabilseydim eğer şu an, en görünmedik yere gitmek isterdim. Sevgiyle kucaklaşmak isterdim bulutlarla. Güzel ruhları hissedip onların elini tutmak isterdim. Derinlere inmek, kalpten sevgiyi hissedelim derdim. İçimdeki bu sevgiyi bir yerlere götürmeliydim. Ben buraya ait miyim? Nerede benim evim? Merve sen neredesin? Her yerde mi olmak istersin?
Boğazımda düğümleniyor içten ettiğim dualarım. Buraya kadar geldim. Sahiden gelebildim. O kadar yakınız ki. Benim evim nerede peki? Buraya gelirken neden kendi evimmiş gibi anımsadım bilmiyorum. Neden diye sormak cevabı getirir mi? Cevap aslında içimde. Sen benim evimsin. Bunu biliyorum. Bana bunu hissettiren ilk kişisin. Hayat çok garip. Bunca zaman ben seni görmek için mi bu kadar sıkıntıyı ve hatıraları seçmişim? Mucize diyebilir miyiz buna? Ben seni neden sevdiğimi bile tam olarak bilmiyorum. Aslında içim biliyor. Dedim ya cevap aslında içimde. Ben hep cesaretle yürüdüm kendi yolumda. Kendime inanıyorum, yoluma inanıyorum. Sandığımdan da ağır şeyler yaşadık aslında. Kolay değil ama kötü asla değil. Biliyor musun? İyi ki bu yol benim yolum diyorum ben. Yaşadığım ve yaşayacağım şeylerden asla ve asla pişman değilim. Bir hüzün de var içimde ama bir o kadar da mutluluk ve umut. Şu an saat 22:22. Her zaman inandım. Gözlerim dalıyor. Yarından itibaren daha da meşgul olacağım sanırım. Anın tadını çıkarmaya geldim. Saklayamıyorum artık.
Çok uzun yazıyorum. Sen bana iyi geliyor musun? Aslında biliyor musun? Beni sakinleştirdin. Dün bana sen pek sinirlenmiyorsun dedi patronum. Çok sinirli bir insandım. Ama beni dinginleştirdim. Ben bana daha değer vermeye başladım. Sen bana iyi geliyorsun. Hep kendimi hazır hissettiğimi düşünüp geliyorum. Ama bakıyorum ki yine aynı heyecan, aynı gerginlik var. Her şey hayrımız için olsun. Düşünmüyorum. Kötü düşünmüyorum. Bu sabah aslında çok yorgundum. O kadar yorgundum ki, gelmeyecektim. Gerçekten gelmeyecektim ama bir şey beni kaldırıp hadi git dedi. Geldim. Bilmiyorum ki. 1 dakika sonrasını bile bilmiyorum. O yüzden bunu için kendimi üzmeyeceğim. Üzülmüyorum. Mutluyum. Yapabildiğim her şeyi yapabildiğim için, kendimi sevebildiğim sarılabildiğim için mutluyum. Olması gerektiği gibi oluyor zaten.
Bugün Ekim'in 4'ü. Güzel bir gün. Güneşli ve hafif bulutlu. Kafe kalabalıklaştı. Sanırım annemi özledim. Evimde gibi hissettiğim için mi özledim acaba? Her şey bir anda gelişmeye başladı. Şaşırtıcı bir şekilde böyle bir yerde yaşadığını tahmin bile etmedim. Bizim eve çok benziyor. Bahçe var ağaçlar var doğa var. Çok mutlu oldum. Kendimi yabancı gibi hissetmedim. Şu an daha iyiyim. Az önceki gerginliğim gitti. Kötü enerjileri attım. Acıktım. Çok ani oluyor bazı şeyler. Güzel şeyler olacak. Kulaklarımda huzur çalıyor şimdi. Sözleri de şöyle.
Haydi bi' çaba kendini bulacaksın
İçsel yolculuğunun sonunda bir evren var
Eh tabi arada bir yorulacaksın
Fakat hiç sorun olmasın
Yakınsın o noktaya
Hayranlıkla seyrettiğin
Yıldızlar bile dans ederler
Sen de durma, bir adım at
Nasılsa onların tozlarından oldun
Benim için, bizim için. Bak yine Güneş gösterdi yüzünü. Son iki üç dört. Melodilerle tıka kulağını. Tüm olumsuzlukları engelleyecek şekilde. Gitar sesinin yalnızlığıyla kendine gel. Sabah kalktığında kendinle konuş, gül ve şakalaş. Kendine en yakışan ismi bul. Kendine şefkat göster. Ağaçlara dokun. Yaprakları sev. Bitkilere güzelce bak. Çiçek yetiştir. Kalbini okşa. Hepsi bir emanet sana. Rüya içinde rüyadayız aslında. Ruhumuz gerçek olan ısı. Hisset o sıcaklığı. Getir kendini o ısıya. Isındın mı? Hadi şimdi sevdiğin yemeği ye. Bol bol su iç. Saklama. Susma. Şarkılar mırıldan. Gökyüzünü öp. Yıldızların dansına eşlik et. Güneş'e selam ver. Ay ile muhabbet et. Saklama kendini. Keşfet ve bul. Kucaklaş.
Sev bizi, sev kendini.
우리를 위한 노래 한 곡 틀어줘. 저기 봐. 태양이 또 예쁘게 떴다. 하나 둘 셋 넷.. 모든 부정적인 감정들을 잘 막을 수록 멜로디로 귀를 막아봐. 기타 소리의 허전함으로 자신을 찾아봐. 아침에 눈을 뜰 때 자신과 대화를 나눠봐. 웃어보고 장난도 쳐. 자신이랑 어울리는 이름 하나 지어봐.
자신을 감싸 안아줘. 나무에 손을 대봐. 나뭇잎을 만져. 식물들을 사랑스러워해. 꽃을 키워봐. 마음을 달래봐. 이 모든 것이 너에게 맡긴 것들이야. 우리는 꿈속에서의 또 꿈속에 있다. 영혼의 온도는 진짜 온도야. 그 따뜻함을 느껴봐. 따뜻해졌나? 그럼 당장 좋아하는 음식을 먹으러 가.
물도 많이 마셔. 감추지마. 가만히 있지마. 노래를 흥얼거려. 하늘을 안아봐. 별들과 춤을 춰. 태양에게 인사해. 달과 대화를 나눠봐. 너 자신을 감추지마. 탐방하고 찾아봐. 안아줘.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder