Mart 14, 2013

Adını "sanmalara" mecbur kıldık "GALATA"


Gözüme önündeki anlamı olmayan harfler. Bir hece oluyor,daha sonra bir kelime ve iki,üç,dört… Bakıyorum “sen” olmuş. Bir bakıyorum “sensiz” olmuş. Yine bakıyorum “sen” kalmamış. Yazıyorum ama hep yarım kalıyorsun. Ya “gitmiş” ya “terk etmiş” ya da “hiç olmamış” çıkıyor o anlamı olmayan harflerden. Ellerim titriyor “seni” getirmek için yeniden.. Yeniden bir anıyı cümlelere hapsetmek istiyor. Ellerim soğuk olmamalı… Terlemeli,yazdığım her darbeye bir ıslak heyecan bırakmalı. Hüznü unutmalı. İlk günümüzdeki gibi,hani kelimelerimizle kuramadığımız masum dokunuşlarımızı… Birbirimize hangi kelimeyi anlatmaya başlasak hecelerin yer değiştirip bizi birbirimize bağlaması vardı ya… Başlamadı mı o hecelerle hissedişimiz? Bir araya gelemiyor “sen” olmadan. Cümleler kalbimin tercümesini yapan aptaldı sadece. Bakma ona bir sen gidip bir sen geliyor. Cebimin yoklandığı zamanın verdiği boşlukta bazen “sen”… Bazen bir hissiz gülüştün. Bazen dinlediğim şarkılarda duygulanamadığım gecelerdin “sen”… “Sen” bir çok yazıydın kelimelerin anlamını yitiren. Gözyaşlarımın dökülmek istemediği yerdeydin “sen”. İmkansızlara koşuyordun,ben imkansız olmaya çalışıyordum. Sen hep başa dönen saat gibiydin aşkta. Ben senin etrafında dönen yelkovandım zamanın sensiz dakikalara baş kaldırışında..  Attım kendimi içinde sen yankılanan boşluğa. Boşluk senmişsin,yankılar hiç duyuramadığımız seslerimizin haykırmasıymış.  Karanlık bir boşluk olmayı seçtin fakat seni hak etmeyen bir yalnızlığı tercih ettin.. Sanmalara aldandık geleceğimizin hayallerini kurduğumuz her an. Sanmaların adını biz koyduk “hayal” diye.. Adsız sanmalar boş bir kuruntudan ibaretti bizden başka herkese.. Herkesin içinde biz var olmamalıydık. Biz çok başkaydık be İlkim..  Biz herkesin hayallerini yaşamak istemedik. Bizim farklı bir geleceğimiz olmayacaktı belki.. Belki herkes gibi mutlu olmayacaktık,belki de herkes gibi yaşamayacaktık. Ama “sen” olacaktın işte… “Biz” olacaktık… Adı koyulmamış tüm sanmalar “senli” olacaktı, “biz” diyecektik sonsuzluğa gözümüzü yumana kadar. Ben öpecektim kirpiklerinden başımı adını “huzur” koyduğum omzuna yaslayacaktım. Sen koklayacaktın adını “cennet” koyduğun saçlarımı.. Adını biz koyacaktık aşkımızın. Şimdi adımız ne bizim? Yaşayamadıklarımız,yaşanan anılarımız,yaralanışlarımız,gururlarımız,beraber attığımız adımlarımız,vurulduğumuz şarkılarımız… Adı “biz” olan her şey,şimdi adsız mı kalacak? Hiç yaşamamış gibi öldürecek miyiz gizlice “bizi”? Henüz adını koymadan gitme! “Ayrılık” koy,razıyım! Yeter ki bir şey söyle ona… Son bir kez adıyla seslen.. Sarıl sımsıkı ve git. Ben adını koyamadım sensiz kalbim el vermedi.. “Benim bir adım yok mu?” dedi.. O benim adımı çoktan koymuştu.. “Anne”… Ben adını koyamadım sensiz… “Kız..-..” diyemedim. Tam arkasındaydım.. Duymanı istemedim onun yüreğimde gizlenen adını.. Sen demiştin ya hani,hatırlıyor musun? Sanmalarda kalmış aklım ben unutmuştum. Ama Ona fısıldamıştım sensiz dünyama geldiğinde.. “Galata”… Galata’ydı onun adı. Hem sana bağlı hem de bana yasaklı olan Galata… Haydi sarıl Galata’na.. Hayallerimize sarılmış gibi,adını koyamadığımız bir çok zamanlarımızın çalınmışlık hissinin nice hüzünleri gibi.. Pişmanlık yaşıyormuş gibi,her dakikan değerliymiş gibi sarıl Galata’na… “Biz”den geriye kalan tek hatıra…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder