Şubat 05, 2013

Aynadaki "sen"in karşılığı yüreğim.


Bir başlangıç için yüreğim fazlasıyla korkak. Seni anlatamıyor gecelere. Gecelerle dertleşmekten çekiniyor. Yüz yüze gelmekten korkuyor dolunayla. Dolunayın ışığı gözyaşlarımı ifşa edecek. Fırsat kolluyor. Eziliyorum gecenin karanlığında... Titriyorum yıldızları sayarken. Neden hep gece siyahı seçiyor? Neden siyah geceye boyanıyor? Siyah geceler neden gündüze  and içiyor? Gecelerde benim kadar korkak. Gündüze sessiz bir veda konduramamış karanlığa büründüğünden beri. Adı gece olduğundan beri ışığa seslenememiş. Yıldızlar,dolunay ona çare değil. O Güneş'i istiyor. Geceler Güneş'i umudu biliyor. Gündüz geceyi öyle kandırmış. Dolunay'da gündüze yalvarıyor Güneş'i geceye katsın diye. Ama biri siyah biri kızıl. İkisi de koyu fakat biri parlak biri zifiri. Biri korkutucu biri umut dolu. Biri ıssız biri kalabalık. Biri hüzünlü biri güçlü. Zıt duyguların aynı gökyüzünde olması. Tıpkı bizim aynı sevgide farklı yüreklerle sevmemiz gibi belki de. Kaçışlarımıza inat kadere boyun eğmek bizim yaşadığımız en güzel esaret. En acı verici tutku fakat bazen içimizi ısıtan bazen deli gibi hasretle anılan bir duyguydu bizim tutkumuz. Yollarımız ayrı değil sadece gökyüzü rengimiz ayrıydı bizim. Sen Gece idin ben Gündüz. Tam ortada buluşuyorduk . Gece Gündüz olmaya yüz tutarken,Gündüz Geceye kendini esir ederken. İşte tam o renkte sarılıyorduk birbirimize. Kızıl mavi bir gün ışığı. O zaman Gece Gündüzü öpüyordu,kokluyordu. Gündüz ise Gecenin omzunda huzura uyuya kalıyordu. Hep o kızılın mavisinde aradım seni sevgilim!  Beni çok uzaklarda arama aslında ben senin olduğun yerdeyim. Gökyüzündeyim...
İyi gün geceler. Esmer bir ufuğun yalvarışıyla sımsıkı tutunalım. Koyu bir renge dalalım. Senin gibi zifiri benim gibi hafif sarımtırak olsun. Gözümüzü kapadığımızda geceye sarılırız gözümüzü açtığımızda gündüzle anılarımızı yaşarız. Bir parça gökyüzü çizdik işte. Boyadık sevgiyle,boyandık geçirdiğimiz saniyelerle. Sırılsıklam bıraktık kendimizi gökyüzünün bize bahşettiği yağmurla. Ipıslak sözlerimiz,bakışlarımız. Ellerimiz kuru kalmış. Bir cepte imiş ellerimiz. Kavuşmanın cepleri ellerimizi ayırmadı. Ama başım ıslanmış üşüdü azıcık. Omzun ağlamış gizlice. Öptüm yağmurlu dudaklarımla,bir daha ıslandı. Başımı koydum kurudu bedenin. Yağmur ağlamayı durdurana kadar teselli ettik onu. O bizi ıslattı biz sustuk.  Ve ağlayan içimizdi,içimiz gökyüzü idi. İçimiz ağladı "yağmur"du onun adı. Biz sustuk ama yağmur yine içimize aktı.  Kabullendik sırılsıklam yaşlanmayı,birlikte bir gökyüzü olmayı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder