Bir başlangıç için yüreğim fazlasıyla
korkak. Seni anlatamıyor gecelere. Gecelerle dertleşmekten çekiniyor. Yüz yüze
gelmekten korkuyor dolunayla. Dolunayın ışığı gözyaşlarımı ifşa edecek. Fırsat
kolluyor. Eziliyorum gecenin karanlığında... Titriyorum yıldızları sayarken.
Neden hep gece siyahı seçiyor? Neden siyah geceye boyanıyor? Siyah geceler
neden gündüze and içiyor? Gecelerde
benim kadar korkak. Gündüze sessiz bir veda konduramamış karanlığa büründüğünden
beri. Adı gece olduğundan beri ışığa seslenememiş. Yıldızlar,dolunay ona çare
değil. O Güneş'i istiyor. Geceler Güneş'i umudu biliyor. Gündüz geceyi öyle
kandırmış. Dolunay'da gündüze yalvarıyor Güneş'i geceye katsın diye. Ama biri
siyah biri kızıl. İkisi de koyu fakat biri parlak biri zifiri. Biri korkutucu
biri umut dolu. Biri ıssız biri kalabalık. Biri hüzünlü biri güçlü. Zıt
duyguların aynı gökyüzünde olması. Tıpkı bizim aynı sevgide farklı yüreklerle
sevmemiz gibi belki de. Kaçışlarımıza inat kadere boyun eğmek bizim yaşadığımız
en güzel esaret. En acı verici tutku fakat bazen içimizi ısıtan bazen deli gibi
hasretle anılan bir duyguydu bizim tutkumuz. Yollarımız ayrı değil sadece
gökyüzü rengimiz ayrıydı bizim. Sen Gece idin ben Gündüz. Tam ortada
buluşuyorduk . Gece Gündüz olmaya yüz tutarken,Gündüz Geceye kendini esir
ederken. İşte tam o renkte sarılıyorduk birbirimize. Kızıl mavi bir gün ışığı.
O zaman Gece Gündüzü öpüyordu,kokluyordu. Gündüz ise Gecenin omzunda huzura
uyuya kalıyordu. Hep o kızılın mavisinde aradım seni sevgilim! Beni çok uzaklarda arama aslında ben senin
olduğun yerdeyim. Gökyüzündeyim...
İyi gün geceler. Esmer bir ufuğun yalvarışıyla sımsıkı tutunalım. Koyu bir renge dalalım. Senin gibi zifiri benim gibi hafif sarımtırak olsun. Gözümüzü kapadığımızda geceye sarılırız gözümüzü açtığımızda gündüzle anılarımızı yaşarız. Bir parça gökyüzü çizdik işte. Boyadık sevgiyle,boyandık geçirdiğimiz saniyelerle. Sırılsıklam bıraktık kendimizi gökyüzünün bize bahşettiği yağmurla. Ipıslak sözlerimiz,bakışlarımız. Ellerimiz kuru kalmış. Bir cepte imiş ellerimiz. Kavuşmanın cepleri ellerimizi ayırmadı. Ama başım ıslanmış üşüdü azıcık. Omzun ağlamış gizlice. Öptüm yağmurlu dudaklarımla,bir daha ıslandı. Başımı koydum kurudu bedenin. Yağmur ağlamayı durdurana kadar teselli ettik onu. O bizi ıslattı biz sustuk. Ve ağlayan içimizdi,içimiz gökyüzü idi. İçimiz ağladı "yağmur"du onun adı. Biz sustuk ama yağmur yine içimize aktı. Kabullendik sırılsıklam yaşlanmayı,birlikte bir gökyüzü olmayı...
İyi gün geceler. Esmer bir ufuğun yalvarışıyla sımsıkı tutunalım. Koyu bir renge dalalım. Senin gibi zifiri benim gibi hafif sarımtırak olsun. Gözümüzü kapadığımızda geceye sarılırız gözümüzü açtığımızda gündüzle anılarımızı yaşarız. Bir parça gökyüzü çizdik işte. Boyadık sevgiyle,boyandık geçirdiğimiz saniyelerle. Sırılsıklam bıraktık kendimizi gökyüzünün bize bahşettiği yağmurla. Ipıslak sözlerimiz,bakışlarımız. Ellerimiz kuru kalmış. Bir cepte imiş ellerimiz. Kavuşmanın cepleri ellerimizi ayırmadı. Ama başım ıslanmış üşüdü azıcık. Omzun ağlamış gizlice. Öptüm yağmurlu dudaklarımla,bir daha ıslandı. Başımı koydum kurudu bedenin. Yağmur ağlamayı durdurana kadar teselli ettik onu. O bizi ıslattı biz sustuk. Ve ağlayan içimizdi,içimiz gökyüzü idi. İçimiz ağladı "yağmur"du onun adı. Biz sustuk ama yağmur yine içimize aktı. Kabullendik sırılsıklam yaşlanmayı,birlikte bir gökyüzü olmayı...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder